| |
|
|
|
|
HAYALLERİNİZDEKİ MESLEĞE
DOĞRU |
“Babam
başarılı bir doktor, benim de doktor olmamı istiyor.
Annemin ideali ise avukat olmam…ama ben… tiyatrocu olmak
istiyorum…”
“Sayısal derslerle aram iyi değil, matematiği çok
seviyorum ama ben müzikten vazgeçmek istemiyorum…”
Her anne babanın hayalinde, başarılı, iyi bir eğitim
almış, sevdiği işi yapan ve yaptığı işten iyi para
kazanan çocuklar yetiştirmek, her çocuğun hayalinde ise,
sevdiği bir işle uğraşmak, sevdiği arkadaşlarıyla
görüşmek, başarılı olurken mutlu da olabileceği bir
meslek edinmek vardır.
Çoğu ebeveyn, anne-baba olmanın beraberinde getirdiği
koruma ve yön verme iç güdüsüyle çocuklarını farkında
olmadan kendi yeteneklerinden farklı alanlardaki, daha
çok popüler ve toplumda kabul gören mesleklere
yönlendirmektedir. İlk bakışta tutarlı gibi görünen bu
yaklaşım, eğer çocukların yetenekleriyle uyuşmayan bir
durum oluşturduğunda sorun olabilmektedir.
Bu yazıda, meslek seçimi konusunda ailelerin ve
gençlerin karşılaştığı sorunlar ve gençlerin doğru
mesleğe yönlendirilmesi konusundaki öneriler
işlenecektir.
Meslek seçiminin yapıldığı dönem, aynı zamanda ergenlik
döneminin de yaşandığı, gençler için “sancılı” ve
“zorlu” bir dönemdir. Gençler hızlı bir biyolojik
gelişimin olduğu bu dönemde ruh dünyasında da büyük bir
kargaşa ve çatışma yaşar. Bu dönemde olaylara ve
kişilere karşı tepkileri aşırı ve ölçüsüzdür. Özellikle
aile çevresine karşı oldukça tepkisel olan gence
sağlıklı bir şekilde davranılmazsa, sorunları ciddiyetle
ele alınıp çözüm endeksli olunmazsa bu dönemde
karşılaşılan problemler katlanarak büyür. Şunu unutmamak
gerekir; gencin yaşadığı bu dönem her bireyin
yaşayabileceği geçici bir durumdur. Ergenlik, başkalaşım
ve dönüşüm demektir. Ergenlik döneminde birey hem
bedensel hem ruhsal hem de toplumsal alanda değişime,
dönüşüme uğrar.
Ergenliğin bir dönem olarak tanınması, okulun toplumsal
rolünün artması ile birliktedir. Okul ise bireyin
kendini toplumsal yaşama hazırlamasının zorunlu geçiş
yeri olarak kabul edilmektedir. Meslek seçimi bireylerin
belli bir yaştan sonraki yaşamlarında onların başarılı
ve mutlu olarak gelişmelerini ve böylece kendilerini
gerçekleştirmelerini etkileyecek en önemli olaylardan
biridir. Doğru ve yerinde seçim yapılabilmesi için
bireyin kendi yetenekleri ile ilgili duyduğu meslekler
hakkında objektif ve detaylı bilgilere sahip olması
gerekir.
Çocuklarını büyük bir özveriyle hayata hazırlayan
ebeveynler yaptıkları özverinin karşılığında
çocuklarının kendi istekleri doğrultusunda meslek
seçmesini bekliyor; gençlerin meslek seçimine bazen
bilinçli olarak bazen de farkında olmadan müdahale
ediyorlar. Bu müdahaleler sonucunda istemediği mesleği
tercih etmek durumunda kalan öğrenciler mutsuz bir
gelecek için ilk adımı atıyor. Eğitim gördükleri okulu
beklenen sürede bitiremedikleri gibi mezun olduklarında
farklı alanlarda çalışmak istiyorlar. Sürekli
çevreleriyle kurdukları ilişkilerde sıkıntılar yaşıyor
ve çevreleri tarafından istenilmeyen kişiler durumuna
düşüyorlar.
“Çocuğunuzu mutlu görmek istiyorsanız, meslek seçimi
konusunda yol gösterebilir, fikrinizi söyleyebilirsiniz.
Ama son kararı siz değil, çocuğunuz vermeli”
Bir mesleğe yönlendirmek yerine gence meslek seçiminde
yardımcı olmak daha doğru bir tutumdur. Çocuğunuzun
istek ve ideallerinin sizinkinden farklı olabileceği
unutulmamalıdır. Eğer sizin düşüncenizle çocuğunuzun
seçimi çelişiyorsa, olumlu iletişim becerilerini
kullanarak konuşmayı denemelisiniz. Tercih konusunda
yapılacak aşırı baskılar çocuğunuzun sizinle olan
iletişimini koparacağını unutmayın.
Şunu unutmamak gerekiyor ki, önemli olan gencin, bizim
istediğimiz, çok para getiren veya popüler mesleklere
yönelmesi değildir. Meslek bireysel potansiyelin açığa
çıkmasını sağlar. Kişi ancak sevdiği ve yapmaktan
mutluluk duyduğu mesleğe sahip olduğu zaman başarılı
olur.
“Tadı tuzu kalmayınca hayallerimizin
Tek bir lokma bile ısıramıyoruz yaşamdan
Oysa unutuyoruz hep
Bizdik düşlerimizi pişiren”…
HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI ?
Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak
atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at
terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi
nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak
istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi
hocası.. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at
çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık
bir
kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla
anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin
krokisini de çizdi.
Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini
gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine
oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da
ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam
kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı.
Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir
"0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı. "Neden
"0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..
"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir
hayal" dedi, hocası.. "Paran yok. Gezginci bir aileden
geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük
para gerektirir.
Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da
alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:
"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra
yeniden
yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."
Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına
danıştı. "Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin
vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir
seçim!." Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini
hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına.. "Siz
verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.." Ben de
hayallerimi..".....
O orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki
1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı
ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.
Öykünün en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz
30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi.
Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana
şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal
hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal
çaldım. Allah' tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek
kadar ısrarlıydın."
Gülay GECÜ |
|
|
|
|