| |
|
|
|
|
BAŞARMAK AMA NASIL? |
Başarı
ve motivasyon, günlük hayatımızda çevremizdeki
insanlardan sıkça duyduğumuz ve genellikle birlikte
duyduğumuz iki kelimedir. Daha çok ‘ Başarılı olmak,
kazanmak, motive olmak’ şeklinde de karşımıza çıkarlar.
Acaba nasıl başarılı olunur? Bunun sihirli bir formülü
var mıdır? Herkes başarılı olabilir mi?
Başarılı olmanın birinci koşulu hedef belirlemek, yani
neyi istediğini bilmektir. İnsanoğlu yaşadığı sürece
hayatta çeşitli engellerle karşılaşır. Eğer birey
kendine uygun bir hedef belirlemişse bu engelleri aşması
daha kolay olacaktır. Ayrıca hedefi olmayan birey
karşılaştığı en küçük sorunda pes eder. Hedefi olmayan
insan rüzgarın önündeki yaprak gibidir, onun gideceği
yönü kendisi değil, rüzgar belirler.
Hedef tayininden sonra ise en önemli olan faktör
motivasyon yani güdüleme, hedefe kilitlenmedir.
Motivasyonu doğru kullanmak insanı hedefe doğru zamanda
ulaştırır. Motivasyon ikiye ayrılır: Dış motivasyon ve
iç motivasyon. Dış motivasyon para, şöhret ve çevrenin
sizden beklentileri şeklinde sıralanabilir fakat
isteklerinde bu kavramları temel alanların başarıları
kısa sürer, hızlı yükselir ve hızla düşüşe geçerler. Bu
duruma dair geçmişte ve günümüzde pek çok olay vardır.
İç motivasyon ise bireyin kendini nasıl algıladığı,
olaylara karşı nasıl tavır sergilediğidir. Kendisiyle
barışık, hayatta başarısız sonuçlarla karşılaşsa bile
yılmayan, neyi istediğini bilen ve hedefine ulaşmak için
doğru yöntem ve teknikleri kullanan bir insan eninde
sonunda başarıya ulaşır. Başarının kalıcı ve köklü
olması isteniyorsa hedefler de geçici olmamalıdır.
Başarıya ulaşmak uzun soluklu bir maratona benzer.
Örneğin bir önemli maratona hazırlanan bir atletin bu
yarışa temelde beyin olarak, kazanmayı isteme,
motivasyon olarak ve fiziksel antrenmanlarla
hazırlanması gerekir.Bu yarışta atletin taktik, teknik
ve yöntem açısından hazırlığı (kaçıncı metreden sonra
hızımı artırmalıyım vb.) zihinsel boyutunu, şampiyon
olmayı ne kadar istediği onun motivasyonunu yani
duygusal hazırlığını, antrenmanları düzenli ve
aksatmadan yapması ise fiziksel hazırlık boyutunu
oluşturur. Yarışa hazırlık sürecinde bu üç boyuttan
birini ihmal eden atlet yarışı büyük bir ihtimalle
kaybeder. Şöyle ki taktik olarak çok iyi kafa
yorabilirsiniz fakat düzenli ve sistemli çalışmıyorsanız
başarmanız zordur ya da finale ulaşmayı diğerlerinden
çok istemiyorsanız yine kazanamazsınız.
Ülkemizde üniversiteye giriş sınavını bir maratona
benzetirsek sınava hazırlığımızı yukarıdaki gibi temel
olarak üç boyutta yapmamız gerekir. Öncelikle neyi
istediğinize karar vermelisiniz. Hedefinizi
belirlemelisiniz. Nereye gideceğinizi bilmeden yola
çıkarsanız yeterince koştuktan sonra istediğinize
ulaşırsınız fakat bu size telafi edemeyeceğiniz bir
değerin kaybına mal olur ki o da zamandır. ÖSS’ den çok
iyi puan alınsa bile bilinçsiz yapılan tercihler ÖSS’ye
tekrar girme denemelerine ya da mezuniyet sonrasında iş
tatminsizliğine yol açmaktadır. 1999 yılında ÖSS’ yi
kazanan ve üniversitelerin çeşitli bölümlerine yerleşen
ilk 4000 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmaya göre
bu öğrencilerin %64’ ü öğrenim gördükleri bölümlerin
kendilerine uygun olmadığını düşünüyor. Bu sonuçtan da
yola çıkarsak öğrencilerin ÖSS tercihlerini sadece ilgi,
yetenek ve akademik başarılarına göre değil de mesleki
tatminlerini doğrudan etkileyecek kişilik özelliklerine
göre yapmaları doğru olacaktır.
Evet hedefinizi belirledikten sonraki önemli adım ise
düzenli ve sürekli çalışmaktır, çok çalışmak değil.
Bilindiği gibi taşı delen suyun gücü değil damlaların
sürekliliğidir. Düzenli ders çalışma konusunda herkes
aynı değildir. Herkes kendine göre bir program yapabilir
fakat önemli olan bu programın sürekliliği ve ona
uyulması gerekliliğidir. Ders çalışmaya başlamadan önce
eksik olduğumuz konuları tamamlamak, iyi olduğumuz
konularda soru çözme hızımızı artırmak bize diğerlerine
göre bu yarışta avantaj sağlayacaktır.
Başarıya giden yolda düzenli ve sürekli çalışmanın
ardından bir diğer önemli adım ise sınava taktik olarak
hazırlanmaktır. Sınavda önce hangi bölümden başlanacağı,
hangi bölüme ne kadar zaman ayrılacağı taktik hazırlığa
örnek olarak gösterilebilir.
Değerli arkadaşlar sonuç olarak başarılı olmak sizin
elinizde, sizin tek rakibiniz de aslında yine sizsiniz.
Sınava neyi istediğinizi ve bunu nasıl yapacağınızı
bilerek hazırlandığınız taktirde başarılı olmamanız için
hiçbir engel yok. Hepinize başarılar diliyorum…*
Gülay GECÜ |
|
|
|
|